Bebeğim'de yaşam 

 

Merhaba,

 

Ben Ayla; Bebeğim Kreş'i 23 yıl önce o dönemin şartlarında kurma cesaretini gösteren kişiyim. O zamanlarda 1 yaşında bir çocuk annesiydim.

Aradan geçen uzun yıllar içinde her gün kreşte olsam da, Bebeğim Kreş benden bağımsız olmaya doğru gitti.

Ve kendine ait bir biçim edindi. Adı konulmayan bir düzen, bir sistem oluştu.

 

Kim gelirse gelsin. Kim giderse gitsin bir Bebeğim Kreş usulü var....

 

Büyüyen çocuklarımı gördüğüm zaman "evett !! doğru yapmışım" diyorum.

 

Yıllardır göze hoş görünen web sitemizi kaldırdık. Yeni bir web sitesi yapalım dedik.

Klasik bir girişle gayet alışılmış bir web sitesi hazırlarken

 

        Bebeğim Kreş Blog Sayfası 

  

 

 

Ayla ÖZAYGEN Blog Sayfası

 

 

Vazgeçtim. Çünkü Bebeğim hiçbir zaman sıradan bir kreş olamadı.

 

Bu sebeptendir bazılarının kapıdan girdikten 10 dakika sonra “hah tamam işte burasıdır”, bazılarının da daha ilk dakikalarda “hayır burası asla olmaz” demesi.

 

Gelenler bir ömür kalır. Artık yıllar birlikte paylaşılmak üzeredir. Yine bundandır Facebook'u bu kadar sevmem. Yakında torun bakacağım derken heyecanlanıyorum. Minik bedenlerim büyüdü. Âşık oluyor, modaya uyuyor, hayatı sorguluyor ve en önemlisi yaşlarına uygun yaşıyorlar.

 

    Bebeğim Kreş Facebook Grubu

 

 

 

 

Oğlum Burak bir yaşındaydı. Şimdi 24 olmak üzere.

 

O Burak abimiz. İngiliz Dili ve Edebiyatında okuyor. 2. sınıf. İngilizce öğretmenimiz.  Ortaokuldan beri :) Hiçbirimiz o minikleri o kadar uzun süreyle, o konsantrasyonla oturtamıyoruz. En son konuşmaya başlamadan İngilizce sayan minik Deniz Gökler (resimlerde görürsünüz) Türkçeye İngilizce şarkılardan sonra geçti.

 

Sabahları Burak abimiz üniversiteye gitmeden önce Meral öğretmenle birlikte erkenden kreşi açarlar. Köpeğimiz Kısmet'in sevinç zıplamalarıyla birlikte.

Vee gün başlar...

Bu arada kapıda bekleyen kedimiz maya da sabah yemeğini almadan mahalle turuna gitmez.

 

Ortalık havalandırılır. Ocağa öğretmenlerin çayı konulurken, çocukların mevsimine göre bitki çayları hazırlanır. Kapının önündeki güzel kokulu yağlar da güne bir canlılık katar.

Kış aylarında pekmez ve bal kavanozu ve bir sürü minik kaşık tezgâhın en sevimli süsüdür.

 

Eğer Burak abi o gün erken gitmeyecekse fırında pizza ekmekler veya nefis kahvaltılar var demektir.

Yoksa herkes elinden geleni yapar :)

 

 

Sabah keyfimiz bir sürü renkli kocaman minderlerin ve yumuşacık halıların üzerinde başlar.

 

Çizgi filmimizi açarız ve kahvaltıya kadar ayılırız. Evet !!  TV seyrediyoruz. Ölçüsü her daim akılda olarak.

 

Bilgisayarımızda var. Bazen kullanıyoruz. Hiçbir şey renkli kalemlerimizin, boyalarımızın yerini tutmaz biliyoruz.

Neden mi?  Aralarındaki farkı çocuk ellerimizde, çocuk gözümüzle ve çocuk neşemizle görüyoruz, hissediyoruz.

Avuçlarımızda yoğurduğumuz rengârenk hamurların, her yeri el yüz dâhil boyayarak yaptığımız sulu boyaların yeri ayrı.

Hele kurşun kalemle tanışma günleri :) O ayrı bir deneyim.

 

Bebeğim Kreş çocukları sabah erken kalkmanın bir yaşam biçimi olduğunu, geç yatıp geç kalkmanın da sevgi ve şefkat göstergesi olmadığını çok iyi bilir.

Annelerinin ve babalarının her sabah güler yüzle günaydınnn diyerek onları bırakmaları ve yine aynı coşkuyla onları karşılayan öğretmenlerinden gördükleri ve öğrendikleri de budur.

 

Sabah erken saatlerde ellerinde poğaça veya çilkolatalı ekmekle görmezsiniz bizimkileri :)

 

 

Hep beraber kahvaltı edilir. Az sayıda olmamızın sebebi yaşama biraz özen katmayı istememizdendir.

Bebeğim Kreş çocukları aynı sınıfta ilkokulu bitirebiliyorlar ve üniversite yıllarında hala görüşebiliyorlarsa bu yöntemledir :)

Beyaz örtülü masalarımızda, bitki çaylarımızla, sıcacık kahvaltılarımızla güne başlarken sohbet etmeyi, bir önceki günü paylaşmayı severiz.

 

Bazen içerden gelen kahve kokusu ve ara perdenin hafifçe kapanması, annelerimizden birinin ayla ve lerzan la ve de bazen Sema doktorla ) güne başlamak ve belli konuları paylaşmak içindir. Rakela yı bunun dışında tutuyoruz. O hem iki Bebeğim Kreş çocuğu annesi, hem hepimizin Rakelası hem de herkesin yardıma koşanıdır.

Veeee çok güzel yemekler yapar. Bize getirir. Mesela dondurmalı pasta gibi :)

Bu kahve sohbetlerinde annemizi sormayız ama bu durumun paylaşılan sevgi ve yaşam olduğunu zaman içinde biliriz. Hatta oyundan doyamadan kalkmak yerine, anne sen git aylayla çay iç diyenimiz çoktur.

 

Eğitim...

Bence en güzel eğitim yaşamdır. Yaşamayı bilmektir. Ancak bu çocuklarımızın öğrenmesine engel olmaz.

İlkokula gitmeden okumayı, yazmayı ve matematiği öğrenmeleri oyunla olsa da, onları okulda ilk sene özgür kılar. Böylece okul hayatına adapte olmaya

Zamanları ve halleri kalır.

 

 

Yaşamı bilmek :)

Ayşin le güne başlamak. Onun enerjisiyle asla sıradan olmayan, boyumuzdan büyük sayılacak ama sonuna kadar başarabildiğimiz dansları etmek.

Onun yaşamla inanılmaz bağı ve coşkusunun karşısında durmak mümkün değil. Japonya dan bile yetişti bize :)

 

 

Buz pateninde kulağımıza gelen müziği bedene yansıtırken, vay canına ben bunlarla neler yapıyorum güvenini yaşamak. Ve yılsonu gösterisinde Strauss eşliğinde

Vals yapabilmek.

 

İpe boncuklar dizerken takı tasarım ustası duygusunda olmak.

 

Kendinden minikler uyurken onların başını okşamak, koşup biberonunu getireyim yarışına girebilmek.

 

Bir köpeği, bir kedisi olmak. Onların da yaşamları olduğuna şahit olmak. Korumak, bakmak, sevmek...

 

Nünü'nün aşkımmm diye anaç sarılmasına, Eylem'in yumuşak ama kararlı ses tonuyla öğrettiği esprili dersleri anlamak.

Yılda nın sanatçı ruhunun kattıklarıyla oyunlar hazırlamak. Şarkılar söylemek.

Meral'in her türlü karışık durumda, her halde hazır olduğunu bilmek.

 

 

'' Lerzannn beni tuvalete götürür müsün, Lerzan bana su verir misin, Lerzan içerden seni çağırıyorlar...

Lerzan Aras Doçent olmaya ramak var. Dr. Mimar , 4 kitabın yazarı ama içerde Lerzannnnnnnn...

Belki bilmek istersiniz Lerzan ve Ayla bir süredir Bebeğim Kreşin her şeyini paylaşıyorlar.

20 yıldan sonra Ayla Kreşi paylaşacağı doğru kişiyi buldu :

 

 

Bir de Dr. Sema var. Kreşe geleli beş yılı geçti. Oğlu Deniz artık ilkokul ikinci sınıfa geçti. O da bir Bebeğim Kreş mezunu ve şimdi İstanbul Erkek'li.

Sema doktor beni muayene der misin ? Bu soru kreşe başladıktan bir süre sonra bütün yaş guruplarından

Doğal olarak gelir. Çünkü sema doktor aletleriyle ve cep telefonuyla oynamamıza izin veriyooooo

Ayrıca eli o kadar hafif ki Ayla ameliyat olurken bile semaa diye tutturmuş çocuk gibi.

Sema doktorun kreşte olmasının en büyük nedeni, oğlu Denizin kreşe gelene kadar olan dönemde zor bir bebeklik geçirmiş olması.

O da şimdi bütün bebeklere yardımcı olmak istiyor.

 

Dr.Sema ÖZÖRNEK WEB Sitesi

Tabii Dr. Arı Balcı'yı unutmamak gerekir. Bir çocuğun hayatına Akupunkturu böyle sevgiyle sokmak ancak Arıcımmm ızın becerisi olabilirdi.

İlaçsız yaşamanın en güzel yoludur Arı Balcı'ya gitmek. Hatta onun bize kıyamayıp sabah muayenehaneye giderken kreşe uğraması.

 

 

Psikolog Ahmet Kayserilioğlu ; O yaşanması gereken bir insan. Biz sadece ona çayımızın şekeri diyoruz. Psikolog olması, engin yaşam tecrübesi hepsini

Bir yana bırakıyoruz. Sabah kapı çaldığında gelen oysa her yerden çığlık duyulur. Yaşasın Ahmet abi geldiiii diye. Bu kişi herhangi birimiz olabilir.

Çocuk büyük fark etmez.

 

 

Hayatımızda bizlere yardımcı olan o kadar çok insan var ve öyle iyi niyetle yıllardır bizlerin yaşamını kolaylaştırıyor ki şöyle kısaca yazalım dedik :)

 

Sabah körüsü her türlü ihtiyacımızı bir telefonla 23 yıldır kapımıza getiren Moda Bakkaliyesi.

Sahibinin oğlu küçük Ahmet şimdi Ahmet abi ve 2 çocuk babası !

Geçen yıla kadar Moda Kasabından alışveriş ediyorduk. Ama hayatımıza Özkuruşlar girdi.

O kadar dikkatli ve özenle hazırlanıyor ki etlerimiz ve tavuklarımız ve dee balıklarımız, mecburen

alışveriş yerimiz değişti.

Ama Gimtaş ve gençliğini bildiğimiz Mahmut abimiz yerini hiç kaybetmedi.

 

9 civarı gelmeden telefon eden Sebzeci Erdal ve Muzaffer abiler. Neden mi ? O günkü yemek hazırlanacak. sebzenin en iyisini bilmek ister Ayla ve malesef ki bu konuda biraz kavgacı :(

Onlar da uzun yıllardır her şartta getirirler sebzelerimizi, meyvelerimizi...

 

Ön tarafımızdaki elektirikçi, apt yön Hüseyin abi hayatımızda büyük bir kaplıyor. Prizler, lambalar,

havalandırma, klima, pervane derken her türlü derdimizde koşuyor. Bazen gülüşmelerini duyuyoruz Aylayla

yaşlandık diye. Çünkü onlar kreş açıldığı günden beri aynı binadalar.

 

 

Suadiye Eczanesi ve Sevim hayatımıza gireli birkaç yıl oldu. Öyle rahat ettik ki. Ateş mi çıktı hemen ilaç kapıda. Krem mi lazım koştum getiriyorum. Güler yüzle her şartta yetişirim duygusu aldığınız insanlar hayatınızın nefes aralarıdır.

.

    Suadiye Eczanesi

Hiç aklınıza gelmez ama en büyük yardımcılarımızdan biri yine 20 yılı geçkin süredir. Esin Ticaret Arçelik.

Çamaşır makinesi bitti aman yenisini gönder. Buzdolabı küçük geliyor yetiş. Su sebili lazım , bilgisayar istiyoruz. Kurutma makinesiii

Ne büyük bir lüks değil mi?

 

Ya Arif bey, o inanılmazdır. Yataklarımız, eğitim araçlarımız, kitaplarımız, bahçe oyuncaklarımız daha neler. O sabırla ve heyecanla getirir getirir getirir :)

 

Hasşerbetçiyle dostluğumuz kuruluşumuzdan beri. Çarşaflarımız, havlularımız, çeşitli yastık, battaniye ve minderlerimiz Ahmet abinin telefonunun ucundadır. vee o akşam kapıdadır.

 

Sonra Mürsel abimiz. Aradan geçen yıllarda biraz kilo aldı. Birkaç ameliyat geçirdi ama yine dimdik ayakta ve yanımızdadır. Öyle diğer servisler gibi bizi bir yere götürüp bırakmaz. Gözü daima üzerimizdedir.

 

Veteriner hekimimiz Mustafaaaa yetiş'e birde hemen karşı sokağımızda açılan klinik ve Emel ilave oldu. Kardeşi Hakan'la birlikte tüm mahalle yavru ve yaralı hayvanları onlardan soruluyor. Kaplumbağamız Müfit Junior yanağı şiştiğinde Emel tarafından tedavi edildi.

 

 

Optimum Buz Patenine başlamamızın sebebi Burak abimizin 2.5 yaş öğretmeni Amil hoca :) Şimdi diğer öğretmenlere de çok alıştık. Kış aylarında onlarla bir sabah geçirmek hoşumuza gidiyor. Alev , Sevim ve de Selin öğretmenlerimiz. Çocukları olunca bizim kreşe vereceklermiş ( doğru mudur acaba ??? ) yani bizi akıllı ve uslu buluyorlar. Şımarıklık yapmadığımızı, bağırmadığımızı ve dikkatle dinlediğimizi söylüyorlar...

 

 

 

 

Gelelim K9 a ; Tansu abi ve Amerikan Dog Kennels ın hayatımızdaki yeri apayrıdır. İlk köpeğimiz Antonyo yu ayla oradan almış. Bir doberman olarak 11 yıl kreşteki çocukların en iyi dostuymuş :) Sonra köpeğimiz Toprak 4 yaşına kadar kreşte büyümüş. O kadar büyümüş ki artık onun yeşilliklere ihtiyacı olduğu için ayla onu Tansu abinin tanıdığı bir yere vermiş. ve orada mutlu olduğunu görmüş. Köpeğimiz Body de 6 yaşında ayrıldı aramızdan,biraz hasta olduğu ve bu sıcaklara dayanamayacağı için onu da bahçeli kocaman bir villaya gönderdik.

Evet Tansu abimiz ve K9 hayatımızda başka bir yer. Kışın şömine başında bize yemekler hazırlatan, geçen yıl kocaman bir çocuk yeri yapan biri o. Oyun yerimizde binlerce top, cep sinema ve bir sürü hayvan var. Atımızı beslemek için önceden hazırlık yapıyoruz.

 

 

 

Şimdi Kısmetimiz var. 40 günlük geldi. 6 aylık oldu. Oyuncak kavgalarımız olmuyor değil. Ama önümüzdeki yıl Pastanemiz İvan ın oğluyla evlenecek ve yavruları olacak.

Ayla size veririm diyor ama :)

.................................................................

 

 

 

 

 

Fenerbahçe Romantika'ya ayrı bir keyif gideriz. Yıllardır bizi bilirler. Gitmeden telefon edersek otlu böreğimizi bizim için özel yaparlar. Yürüyüş sonrası salep veya çaylarımız hep hazırdır.

 

 

Yemeklerimizi geçen yıldan beri ayla yapıyor. Hatta bir yemek tarifleri bölümü de hazırlıyor. Ama Eylem öğretmen nefis çorbalar yapmayı ve türlüyü lezzetli kılmayı öğrendi.

Nünü her şeyi biliyor. O yılların deneyimiyle her yere koşturabiliyor.ama yine de en sevdiği şey bebekleriyle birlikte olmak. ( Bu arada nünü Zümrüt öğretmen, Burak abi ona bir yaşındayken öyle demiş. Öyle kaldı)

Yemeklerimiz önemli. Her şey mevsiminde ve taze olmalı. Abartısız ama güzel.

Pijama partilerimizde her türlü yiyecek serbest. Ayda bir cips, cola, lahmacun, mantı vs vs yenilebiliyor. Pijama sabah kahvaltısı illa ki sucuklu yumurta, taze ekmek ve çay .

 

Evet burası Bebeğim Kreş ve bizler Bebeğim Kreş bebekleri, çocukları, büyüyenleri ve yaşayanlarıyız. Hayat bizler için olabildiğince sade, basit, anlaşılabilir, öğrenilebilir.

Abartmadan, yarışmadan, çocukluğumuza ve daha sonrasındaki hayatımıza mal olacak iddialara girmeden büyümeyi öğreniyoruz.

Kimse bize acınası, yardıma muhtaç, ağlayarak yalvaran ya da bağıran çocuklar olmamızı öğretmiyor.

Hayata adımlarımızda  uzanan eller olmaktan öte bir şey yapılmıyor. Çünkü bizler kendi ayaklarımızın üzerinde durabileceğimizi ve hayatın kiminle olursa olsun, yan yana yürüyerek geçmesi gerektiğini öğreniyoruz.

 

Sevgiyle :)

 

Adres: Ayse Çavus Caddesi, Yonca Apt. No:5/4, Suadiye / Istanbul

Tel: 0[216] 416 13 54 - 416 90 04